Blues Nedir


05 Haz 2008 - 06:32 - Kategori: Müzik - 6 yorum var - 229 defa okunmuş.

Blues kavramını sağdan soldan alıntılar yapmak yerine duygularımı katarak kendim yorumlayayım size. Bana göre blues uçuran müzik diyebilirim. Sizi hem tedavi eder hemde uçurur. Kafanız bozuk olduğunda dinlerseniz kendinizi toplarsınız veya kafayı bulduktan sonra dinlerseniz tehlikeli işler yapmanıza neden olabilir. Hatta bi kesimin iddaalrına göre blues dinleyen birinin normalde kullanırken sigara veya alkol kullanmaya ihtiyacı olmaz buda tedavi edici yanı sanırım. Amerikada köle Afrika kökenli zenciler tarafından Amerikan sivil savaşından önce keşfedilmiştir. Zenciler bu müzik türünü genelde özellikle pamuk tarlalarında zorla çalıştırılrken dinlerlermiş. Hatta öyleki bir zaman New Orleans’da Congo Meydanı (Congo Square) adı verilen bir yerde kölelerin pazar günü boş zamanalrında bu tarz müzik yapmaları için beyazlar izin vermiş. Çeşitli bölgelere ait çeşitli türler mevcuttur (texas blues, memphis blues, chicago blues, delta blues) yine aynı şekilde akustik blues ve electric blues şeklinde çeşitleri vardır. Ekşi sözlükde okuduğum bir yorum şöyle idi:

Tüm gün tarlada çalışan bir köle ancak göğe bakıp özgürlüğünü hatırlayarak hüzünlenir. Gök mavisinden alır adını blues

Blues stili zamanla değişsede sözler yine aynı yapıdadır. Aslında bir bakıma arabesk müziğe benzetebilir çünkü isyanın, aşkın çektirdiklerinin, polisin zalimliğinin, zor zamanların kısacası kafa dağıtmanın müziğidir. Vokalden genelde “oooohhh” “uuuuhhh” veya diğer uzayan ve efkar belirten nidaları duyabiliriz. Tabi modern Blues’un gelişimi ile zor günlerin sözleri yerini günümüzün ekonomik ve diğer modern kaygılara bırakmıştır. Ama yinede keyifli ve eğlenceli yapılmış çalışmalarda yok değil. Blues günümüzün bir çok müzik türüne yol açmıştır Rock veya Metal müzik gibi ama tabiki şu an Rock ve Metalin bazı istisnalar hariç Blues ile alakası yoktur. İşte o istisnalardan Beatles, Led Zeppelin, Jimi Hendrix Dire Straits, Pink Floyd zaten geleneği devam ettirip bir çok çağdaş lezzetler sunmuşlardır.

Bir kadın bir erkeği terk etmeseydi, blues doğmazdı

Özellikle mızıka büyük bir rol üstlenir adeta ahenk katar hatta kesnilikle diyebilirimki mızıka dünayada belkide en iyi bu müzik türü ile kullanılıyordur. Elektro gitarı kullanmanın belli kalıpları kuralları vardır ki bazen mesela klasikleri dinlerken mızıka ile elektro gitarın birbirine karıştığını bile hissedip “bu çalan gitar mı mızıka mı lan” diyebilirsiniz o derece ahenkli bir uyum yani. Yine kimi üstadlar piyano ile de harmanlar ve ortaya değişik tadlar çıkarırlar. Benim bazen yaptığım şeyi sizinde denemenizi şiddetle tavsiye ederim; Blues dinlerken sadece bir kaç dakika gözlerinizi kapatın, beyninizi boşaltın, etraftaki herhangi bir şeyle veya kökten dünya ile ilişkinizi kesip sadece müziğin tınılarına kulak verin işte o zaman anlatılması zor bu duyguyu tadacaksınız. Mesela ben şu an bu yazıyı yazarken blues dinliyorum ve dönüp baktığımda “ulan bu yazıları ben mi yazdım?” diyebiliyorum. Sürekli birşeyler üreten kişiler veya tasarımcılar için ilham verici olabiliyor denemekte fayda var.

İnsanı iki şey blues’a iter; ya açsındır ya da sırılsıklam aşıksındır. ~ Muddy Waters

Az sonra bir kaç tane örnek vereceğim güzel parçalardan üstadlardan ama şimdi tahminimce dinleyenlerin bir kısmı “ne lan bu anasını satıyım metal müzik bu kafa sallayanların müziği” diyecekler bunun üzerine bende o vatandaşlara derhal bu sayfayı kapatıp hızla uzaklaşın bu siteden diyorum. Tamam biraz sert olabilir ama metal müzikle veya rock müzik ile karıştırılmaması gerekir zira bu tarz için gitarlar veya çeşitli enstrümanlar bile özel yapılır ihtiyaca göre.

Blues, bir yakarış, bir pişmanlık, bir ibadettir. Işığı görenlere bahşedilmiş ortak bir dildir.

Sonuç olarak diyeceğim odur ki; bunalımda mısınız? işler tıkırında gitmiyor mu? sevgilinizden mi ayrıldınız? Alacaksınız mp3 çalarınızı yükleyeceksiniz Blues arşivini ondan sonra böyle güneşin batışını gören bi mekana gidip (mümkünse şehirden uzak olsun bağ bahçe veya en babası sahil kenarı) uzanacaksınız kendinizi akışa bırakacaksınız saatlerce günlerce orada kalmayı dileyeceksiniz.

Bir kaç tane örnek verelim bari Blues’u sevdirmek adına (aslında bir sonraki yazımda üstadları ve klasik parçalarını tanıtırken vermek istiyordum ama dayanamadım yazcam bir iki tane)

Gary Moore - Still Got The Blues (video), Oh Pretty Woman (video)

B.B. King - The Thrill Is Gone (video), Sinner’s Prayer (kesinlikle dinleyin) (video)

Stevie Ray Vaughan - The Sky Is Crying (video)

Yazı bittiğinde çalan müzik: Lance Lopez - El Paso Sugar (dinle)

Skype Maceralarım


- 02:41 - Kategori: Hakkımda - 1 yorum var - 188 defa okunmuş.

Haftaya final var ingilizceden. Sağ olsunlar bide speaking koymuşlar. Speaking’de fazla iyi değilim zira geçen Toefl ibt’de karşıma bilgisayar konup konuş dediklerinde böle bi dumur olmuştum “ne konuşcam lan bilgisayar ile” diye. Neyse dün zihnimde bi’ ampül yandı (akp ampülü değil) şöyle ki; bir ara Umut ile Skype‘den girip ukraynalı kız tavalma hastalığımız vardı. Çocuktuk o zamanlar ama bir iki tane hatun ile konuşmuştuk başarılıydık yani gülmeyin.

Ne skype kullananlar gördüm ecnebi kız tavlayan, ne ecnebi kız tavlayanlar gördüm skype kullanmayan.

Üstteki iğrenç alıntı ile devam edelim. Dedim ki kendi kendime; “ulan giriyimde bir iki adamla muhabbet ediyim yoksa speaking sınavında hocaların suratına mal mal bakacam“. Akabinde verdim gazı kendime, ilk olarak arap sohbet kanllarına (bu arada sohbet kanalı deyince kendimi kendimi hayatını chat yapmaya adamış tipik bilgisayar insanları gibi hissettim aman siz öyle bir hisse kapılmayın vatandaş benim amacım burada inglizcemi geliştirmek) girdim ve biri tesadüfen aldı beni konuşmaya. Ulan adamlar arapça konuşuyo bunlarla ne konuşuyum ben derken bi türkü patlatım (Ağrı dağın eteğinde) attılar hemen beni. Bir iki kanal daha denedikten sonra hak yolu buldum bi yayında (skypecast) baktım bi Cezayirli, bir Rus, bi de Yunan (fıkra gibi oldu lan) muhabbet ediyor. Yunan başladı Türk geldi şunu da alalım demeye meğer kuyruk acısı başkaymış denyonun. Vay neymiş İstanbul yunanistana aitmiş geri alacaklarmış bende kısa ama okkalı bi biçimde cevabımı yapıştırdım: “Gelde al o zaman”. Hayır şimdi benim suçum ne kardeşim efendi efendi gelmişim sataşıyor puşt cevap vermek lazımdı ne kadar bu politik saçmalıkları sevmesemde. Adam küstü çıktı gitti tabi gururuna yediremedi laf yemeyi. Konuyu uzattık ama işin ilginç yönüne değineceğim sonradan İtalyan bi arkadaş geldi konuşmaya (severim İtalyanları efendi adamlar). Adam Network Admin’miş hemen koyu bi muhabbet açıldı internet sektörü üzerine. Linux‘dan girip Firefox3‘den çıktık valla koyu bi muhabbetti. Bir saate yakın muhabbet ettik sonra terk etti beni ve yapayalnız kaldım bende gelip burda bu saçmalıkları yazıyorum işte.

Yazı bittiğinde çalan müzik: Stevie Ray Vaughan - Cold Shot (dinle)

Bu arada bi yan bilgi verelim bu ara kendimi çok blues müziğe kaptırdım hayvan gibi bi liste arşivi yaptım radyodan seçtiğim beğendiğim parçalardan bi ara indirip arşive eklicem onları. Merak edip radyoyu dinlemek isteyenler için bağlantı verelim tıklayıp Winamp‘da dinlesinler: Bellyup4blues


Sayfalar 1 / 26:12345»...Son »